2 min read
Meme sağlığı taramasında en çok sorulan sorulardan biri: “Mamografinin radyasyonu zararlı mı, yoksa ultrason yeterli mi?” Bu yazıda mamografi ve meme ultrasonunun farklarını, hangi durumda hangisinin tercih edildiğini ve radyasyon endişesinin gerçekte ne anlama geldiğini açıklıyoruz.
Mamografi, memenin düşük dozlu X-ışını ile görüntülenmesidir. Özellikle mikrokalsifikasyon denen çok küçük kireçlenmeleri gösterebilmesi nedeniyle erken meme kanseri taramasında temel yöntemdir.
Modern dijital mamografide kullanılan radyasyon dozu çok düşüktür. Tarama yaşındaki kadınlarda erken teşhisin sağladığı yarar, bu düşük dozun taşıdığı çok küçük riskin belirgin şekilde üzerindedir. Yani uygun yaş ve sıklıkta çekilen mamografinin yararı riskinden çok fazladır. Gereksiz ve çok sık çekimden ise kaçınılır; sıklık hekim önerisine göre belirlenir.
Meme ultrasonu, ses dalgalarıyla çalışır ve radyasyon içermez. Özellikle genç kadınlarda ve yoğun meme dokusunda, kist ile solid kitleyi ayırt etmede çok değerlidir. Ancak mikrokalsifikasyonları mamografi kadar iyi gösteremez.
Yani ultrason ve mamografi rakip değil, birbirini tamamlayan yöntemlerdir.
Uygun yaş aralığında ve hekim önerisiyle yapılan düzenli tarama zararlı değildir; erken teşhis açısından koruyucudur. Sıklık kişisel risk durumuna göre belirlenir.
Genç ve yoğun meme dokusunda ultrason öne çıkar; ancak karar, bulgulara ve risk faktörlerine göre hekim tarafından verilir.
Gebelikte genellikle öncelik radyasyonsuz ultrasondur; mamografi ancak gerekli görülürse ve önlemlerle uygulanır.
Doğru yöntem; yaşınıza, meme yapınıza ve bulgularınıza göre değişir. Size uygun tarama planı için bizimle iletişime geçebilirsiniz.