5 min read
Miyomlar Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Miyomlar, Uterus (Rahim) dokusundan kaynaklanan, çapları genellikle 1-2 cm den den 10-15 cm ye kadar ulaşan iyi huylu tümörlerdir. Miyomlar bazen fibroid, leyomiyom veya fibromiyom adıyla tarif edilmektedir. Kadınlarda çok sık görülürler. Genellikle küçük boyutlu ve şikayete neden olmayan miyomlar sadece takip edilirler.
Östrojen hormonu miyomların büyümesine neden olduğundan hamilelikte boyutları artarken menopoz sonrası küçülme ve kireçlenme gösteririler. Miyomlar uterus dediğimiz rahimde bulundukları yere bağlı olarak 3 tiptir.
Submuköz miyomlar: Rahimin en iç kımında olanlar
İntramural miyomlar: Rahim dokusu yani kas dokusunun içinde yer alanlar. (En sık görülen tip)
Subseröz miyomlar: Rahim dokusunun dışına doğru büyüyen miyomlardır.
Submuköz ve intramural miyomlar en çok adet kanamalarının uzun ve şiddetli olması gibi şikayetlere neden olur. Kitle etkisi ön planda olan büyük intramural miyomlar ve subserozal miyomlarda karın ağrısı, sırt ve bacak ağrısı, dolgunluk hissi, cinsel ilişiki ile ağrı hissedilmesi, mesanenin sıkışması nedeni ile sık sık idrara gitme gibi bulgulara rastlanır. şikayet oluşturan miyomların tedavisi gerekir ve ameliyatsız miyom tedavisi bir çok miyoma uygulanabilir.
Miyomlar Nasıl Teşhis Edilir?
Miyomlar genellikle kadın doğum ya da radyoloji uzmanları tarafından ultrasonografi ile tespit edilirler. 2-3 cm den küçük boyutlu ve şikayete neden olmayan miyomlar sadece takip edilirler.
Daha büyük çaplı miyomlarda bazı şikayetler de varsa ultrasondan daha ileri yöntemler kullanılmalıdır. Ultrasonda, genellikle var olan miyomların ancak bir kısmı görülebilir, ayrıca altta yatan bazı hastalıklar da atlanabilir.
Manyetik Rezonans (MR) cihazıyla, hem miyomlar daha detaylı görüntülenebilir hem de başka rahim rahatsızlıklarının (adenomiyozis vb.) tanısı konur. Özellikle miyom tedavisi düşünülüyorsa hastalarımızın mutlaka MR incelemesi yapılması ve bu bilgiler ışığında tedavinin planlanması önemlidir.
Miyomlar, üreme çağındaki kadınların yaklaşık %50-70'inde görülen, rahim duvarının düz kas hücrelerinden köken alan iyi huylu tümörlerdir. Çoğu zaman belirti vermez ve rastlantısal olarak bulunur. Boyutları milimetreden çapı 20 cm'i geçen büyüklüklere kadar değişebilir. Tek başına ya da çok sayıda olabilirler.
Miyomun kesin nedeni bilinmemekle birlikte birçok risk faktörü tanımlanmıştır:
Miyomlar östrojen ve progesteron hormonlarına son derece duyarlıdır:
FIGO (Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Federasyonu) miyomları konumlarına göre 0-8 arasında sınıflandırır. Klinik pratikte en sık kullanılan kabaca üç grup vardır:
Miyomların gebelik üzerine etkisi konum ve boyuta göre değişir:
Belirti vermeyen küçük miyomlarda aktif tedavi şart değildir. İzlem (takip) yeterlidir:
Aşağıdaki durumlarda tedavi gündeme gelir:
Miyomlar iyi huylu tümörlerdir ve büyük çoğunluğu kanserle ilişkili değildir. Miyomun kanser benzeri bir tablo olan leiomyosarkom'a dönüşme olasılığı 10.000 hastada 1'den daha az bildirilmektedir. Yine de:
gibi durumlarda kötü huyluluk açısından ileri değerlendirme yapılır.
Hayır. Belirti vermeyen küçük miyomların büyük çoğunluğu izlem ile takip edilir. Tedavi kararı belirtilerin yaşam kalitesini etkilemesi, doğurganlık sorunları ya da hızlı büyüme gibi nedenlerle verilir.
Beslenme tek başına oluşmuş miyomları küçültmez. Ancak sebze-meyve ağırlıklı, D vitamini yeterli, kırmızı et tüketimi makul beslenme yeni miyom oluşumu ve büyüme açısından koruyucu olabilir.
Hayır. Günümüzde ameliyat dışı çok sayıda etkili seçenek vardır; embolizasyon, RF ablasyon ve HIFU bunların başında gelir. Karar miyomun konumu, sayısı ve doğurganlık planına göre verilir.
Menopozdan sonra östrojen düşüşü ile miyomlar genellikle küçülür ve şikâyetleri azalır. Bu nedenle menopoza yakın hastalarda ameliyatsız tedavi sıklıkla daha uygun olur.
Miyomların büyük çoğunluğu gebeliği engellemez. Ancak submüköz tip (rahim içi) miyomlar embriyonun tutunmasını engelleyebilir ve doğurganlık sorununa yol açabilir. Bu nedenle gebelik planlayan hastalarda detaylı görüntüleme yapılması önerilir.