6 min read
Miyom tedavisinde, günümüzde en sık kullanılan klasik yöntemler histerektomi ve miyomektomidir. Bu iki operasyon kadın doğum uzmanları tarafından uygulanmaktadır. Miyom tedavisinde ameliyatsız tedavi yöntemleri ise miyom embolizasyonu, RF ablasyon ve HIFU (Yüksek Yoğunluklu Fokuslanmış Ultrason) dur. Bu modern tedavi yöntemleri ise girişimsel radyoloji uzmanları tarafından uygulanmaktadır.
Modern ameliyatsız tedavi yöntemleri daha kolay ve daha az yan etkili tedaviler olduğundan mümkün mertebe tercih edilmelidir çünkü histerektomi operasyonu geri dönüşsüz olarak rahimin alınması anlamına gelir.
Kadın doğum uzmanınız ile bu tedavileri uygulayan girişimsel radyoloji uzmanı aralarında hangi tedavinin sizin için daha uygun olacağına karar vermelidir. Size direk histerektomi operasyonu önerildiyse mutlaka rahiminizi aldırmadan önce ameliyatsız miyom tedavisi konusunda deneyimli bir girişimsel radyoloji uzmanına görünmenizde fayda var.
Histerektomi operasyonu aslında yaşam kalitesi üzerinde birçok olumsuz sonucu olmasına rağmen yaygın olarak uygulanan bir tedavidir. Bu tedavinin yaygın olmasının altında yatan sebeplerden en önemlisi rahimi sadece bebek dünyaya getirmeye yarayan bir organ olarak görülmesidir.
Bir başka sebep de belli bir yaştan sonra çok fazla fonksiyon göstermeyen rahim ve yumurtalıklara bağlı gelişebilecek kanserlerin de önüne geçilmiş olunur. Bu iki görüşe karşı çıkan öenmli sayıda bilim insanları ve hekimler yer almaktadır.
Histerektomiden sonra yani rahmin tamamen alınmasından sonra hastaların yaşam kalitesini ciddi olarak düşüren sonuçlar ortaya çıkabilir. Öncelikle bu organların alınması ile kanser olmalarının önüne geçilmesi fikrine değinelim. Bir kadının rahim ya da yumurtalık kanseri ile hayatını kaybetme riski % 1 den az iken kalp damar hastalığı nedeni ile hayatını kaybetme riski %50 civarındadır.
Rahim alınması sonrası kalp krizi riskinin 3 kat arttığını gösteren çalışmalar vardır. Bu kadar sık bir hastalığa bağlı ölüm riskini göz ardı etmek ne kadar doğru olabilir? Ayrıca histerektomi sonrası osteoporoz riski de artmaktadır. Rahimle beraber yumurtalıklar da alınırsa, osteoporoz (kemik erimesi) riski daha da artmaktadır. Bu olumsuz neticeler ile karşılaşmamak için verilen hormon hapları da ayrı bazı risklere neden olmaktadır.
Örneğin kombine östrojen-progesteron hapları kullanan kadınlarda, kalp hastalığı, tromboembolizm (toplardamarda pıhtı oluşumu ve akciğere atması) ve meme kanseri sıklığında hafif bir artış olduğu saptanmıştır. Bu sebeplerden dolayı bu hormonların kısa süre ile kullanılması önerilmektedir. Bütün bu bilgiler ışığında eğer rahim ve yumurtalıklarda bir kanser yoksa gereksiz histerketomi ve ooferektomi operasyonundan kaçınmakta büyük fayda olduğu söylenebilir.
Bazı çalışmalarda, rahim alınması sonrasında kadınların % 30 unda sık idrara çıkma, sürekli idrar hissi ve idrarını tutamama gibi belirtilerin ortaya çıktığı gösterilmiştir. Bu problemler cerrahi girişimi gerektirecek kadar ciddi olabilir. Bunun en önemli nedeni ameliyat esnasında mesaneye ait ince sinirlerin kesilmesidir.
Vajina ön duvarının çökmesine bağlı sistosel (idrar torbasında sarkma) ile vajina arka duvarının çökmesine bağlı rektosel (kalın barsağın vajinaya sarkması) görülebilir. Ayrıca rahimin alınması sonrasında kalın barsağın son kısmı olan rektumunda pozisyonunda sarkma olabilmekte ve kabızlık benzeri şikayetlere neden oabilmektedir.
Miyomektomi de kalsik uygulanan operasyonlardan biridir. Bu operasyonda sadece miyomlar alınmaya çalışılır ve rahim alınmaz. Ancak çok sayıda miyom olduğunda bu iş o kadar kolay olmamaktadır. Miyom sayısı ne kadar çoksa, miyomların tamamını çıkarmak o kadar zorlaşır, miyomektomi operasyonuna bağlı kan kaybı ve diğer komplikasyonlar da o kadar artar ve ameliyatın histerektomiye dönüşme riski o kadar büyür.
Ayrıca, çok sayıda miyom varken asıl şikayetlere neden olan miyomun hangisi olduğunu belirlemek de olanaksızlaşır. Bu durumda, miyomektomi operasyonunun başarı şansı düşer ve miyomektomi sonrası şikayetler geçmediğinde ikinci ameliyat genellikle histerektomi olur. Oysa bu tür hastalarda, miyom embolizasyonu tedavisiyle rahim alınmaksızın tüm miyomlar etkili bir şekilde tedavi edilebilir.
Rahim içinde çok sayıda miyomu olan hastalarda ilk seçilecek tedavi yöntemi embolizasyon olmalıdır. Modern yöntemler ile ameliyatsız miyom tedavisinin avantajlarını ve sizin için hangi tedavi seçeneğinin daha uygun olduğunu anlamak için bu tedavileri uygulayan bir girişimsel radyoloji uzmanına danışmanızda fayda var.
Miyom tedavisi onlarca yıldır gelişen bir tıp alanı. Klasik (geleneksel) tedaviler iki ana grupta incelenir: tıbbi (ilaç) tedaviler ve cerrahi tedaviler. Hangisinin uygun olduğu hastanın yaşı, doğurganlık planı, miyomun boyutu/konumu ve belirtilerin şiddetine göre belirlenir. Son yıllarda bunlara ek olarak girişimsel radyolojik (ameliyatsız) yöntemler eklenmiştir.
Östrojen düzeyini geçici olarak çok düşürerek miyomları küçültür. Üç ila altı ay süreyle kullanılır, genelde ameliyat öncesi miyom hacmini azaltmak için tercih edilir. Bırakıldıktan sonra miyomlar tekrar büyüyebilir. Yan etkileri menopoz benzeridir: sıcak basmaları, kemik erimesi riski.
Ulipristal asetat gibi ilaçlar miyom hücrelerinin progesteron sinyalini bloklar. Kanama kontrolünde etkili ve hacim küçülmesi sağlar. Karaciğer toksisitesi nedeniyle bazı ülkelerde kullanımı kısıtlanmıştır.
Oral kontraseptifler, hormonlu rahim içi araçlar (Mirena) gibi yöntemler kanamayı azaltır ancak miyomu küçültmez. Belirti kontrolünde yardımcıdır.
Adet kanamasını azaltmak ve ağrı kontrolü için kullanılır. Miyomu tedavi etmez, semptomatiktir.
Rahmin tamamen alındığı en köklü ama en köklü sonuçlu çözümdür. Açık, vajinal, laparoskopik veya robotik tekniklerle yapılır. Rahim alındığı için doğurganlık kalıcı olarak sona erer. Detaylı bilgi ve dezavantajlar için histerektomi sayfamıza bakabilirsiniz.
Rahmin korunduğu cerrahidir. Üç ana tekniği vardır:
Miyomektominin dezavantajı: kalan rahim dokusunda yıllar içinde yeni miyom oluşma olasılığıdır (yaklaşık %25 hastada beş yıl içinde tekrar gelişebilir).
Rahim iç tabakasının ısı veya elektrik ile yok edilmesidir. Belirti olarak aşırı adet kanaması olan ancak rahim koruma ihtiyacı olmayan hastalarda kullanılır. Sonrası gebelik kontrendikedir.
| Özellik | Klasik (Cerrahi) | Ameliyatsız (UAE/RF/HIFU) |
|---|---|---|
| Anestezi | Genel anestezi | Lokal / hafif sedasyon |
| Hastane yatışı | 2-5 gün | Aynı gün - 1 gece |
| İyileşme süresi | 4-6 hafta | 2-10 gün |
| Cerrahi iz | Var (büyüklüğü değişken) | Yok ya da minimal |
| Rahim korunması | Histerektomide hayır | Evet |
| Kanama riski | Yüksek | Düşük |
| Komplikasyon oranı | %5-10 | %1-3 |
"Doğru tedavi" tek değildir; hasta merkezli bir karar gerektirir. Aşağıdaki durumlarda klasik yöntemler hâlâ tercih sebebidir:
Bunlar dışında çoğu hastada ameliyatsız miyom tedavisi önemli bir alternatiftir ve değerlendirilmelidir.
Cerrahi yöntemler (histerektomi/miyomektomi) belirtileri hemen ortadan kaldırır. İlaç tedavileri belirti kontrolü açısından haftalar içinde etki gösterir ama kalıcı çözüm değildir. Ameliyatsız yöntemler ise 1-3 ay içinde belirgin iyileşme sağlar.
Evet, kalan rahim dokusunda yıllar içinde yeni miyomlar gelişebilir. Yaklaşık %25-30 hastada 5 yıl içinde tekrar büyüme bildirilmiştir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir.
Hayır. İlaç tedavileri miyomları kalıcı olarak yok etmez; sadece hormonal etkiyle hacmini azaltır ya da belirtileri baskılar. İlaç bırakıldıktan sonra miyom genellikle tekrar büyür.
Ameliyatsız yöntemler genel olarak daha düşük komplikasyon oranı taşır. Ancak her hasta için uygun olmayabilir. Karar, görüntüleme ve uzman değerlendirmesi sonrasında bireysel olarak verilmelidir.